Beyninizdeki yanılsama: Sigara bağımlılığı

0
2025

Tarihi ve Gelişimi

Sigara, hemen hemen her bağımlılık yapan madde gibi üretimine sağlık amaçlı olarak başlanan bir ottan ibaret olarak çıkıyor karşımıza. Bulgulara göre 15. yüzyıla kadar Güney Amerika’daki ve Mısır’daki bazı uygarlıklar tarafından tedavi ve dini amaçlı olarak tütün üretimi yapılırdı. Genellikle o dönemde yerli halk arasında büyü ve sihir gibi şeylere inanıldığı için bu alanda kullanılmaya başlanan tütün, daha sonra Cristof Colomb’un Amerika’yı keşfetmesiyle tüm Dünya’ya sigara olarak yayılmaya başladı. Önce Avrupa’da yayılmaya başlayan sigara, 1556 yılında Jean Nicot tarafından ülkede kısa sürede popüler hale getirildi. Bu nedenle 19. yüzyılda bilim adamları hepimiz tarafından bilinen kimyasal maddeye onun adını vermeyi uygun gördüler; “Nikotin”.
1565 yılında ingiltere’de de görülmeye başlayan sigara 1610 yılında Japonya’da yasaklandı.
1634 yılına gelindiğinde Rusya tütünü yasaklamış ve kullananlara ölüme varan cezalar vermeye başlamıştır. Ayrıca Amerika kıtasında ilk köle insanlar tütün üretimi için kullanılmış ve bu kölelik sisteminin yaygınlaşmasına neden olmuştur.
1761 yılına gelindiğinde ingiliz bilim adamı John Hill, “Cautions Against the Immodetrate Use of Snuff” (Aşırı Enfiye Kullanımına Dikkat) isimli ve tarihte bilinen ilk tütün-kanser araştırması olan raporunu yayınladı.
1800 yılına gelindiğinde Amerika köle nüfusunun yarısı tütün üretimi için kullanılıyordu (tütün üretimi için kullanılan tahmini köle sayısı 395.000).
1854-1856 kırım savaşı sırasında İngiliz ve Fransız askerleri Türk tütünüyle tanışıp onu Avrupa’ya götürdüler.
1881’de ABD’de, John Bonsack ilk sigara yapan makinenin patentini aldı. Böylece ABD, günde 120.000 sigara üretmeye başladı. Bir makine 48 kişinin yaptığı işi yapıyordu. Üretim maliyeti düştü ve güvenli kibritin de icadıyla, sigara tüketimi bir anda patladı.
1903 yılına gelindiğinde Kanada, İngiltere ve Amerika’da sigaranın zararları ciddi bir şekilde ele alınmaya başlandı, Kanada’da sigaranın yasaklanması için meclise kanun tasarısı verildi. Ancak birinci dünya savaşının başlamasıyla sigara yasaklama hareketi sekteye uğradı.

Bugün

Dünya sağlık örgütünün (WHO) verilerine göre, sigara kullanımının yılda 5 milyon insanın ölümüne yol açtığını, bu sayının önümüzdeki 20 yıl içerisinde iki katına çıkmasının beklendiğini kaydetti. WHO’nun tahminlerine göre, bugün tüm dünyada 1,3 milyar civarında olan sigara kullanıcılarının sayısı 2025 yılında 1,7 milyarı bulacak.
Sigara yüzünden dünyada her 6,5 saniyede bir kişi ölüyor ve sigaranın dünya ekonomisine yılda yaklaşık 200 milyar dolarlık zarar veriyor.
17 milyon kişinin sigara kullanıcısı olduğu tahmin edilen Türkiye’de de yıllık sigara harcaması 6.5 milyar dolara ulaştı.
Bilimsel çalışma sonuçlarına göre ise dünyada her yıl 5 milyon kişi sigara nedeniyle yaşamını kaybederken, Türkiye’de bu rakam 100 binle ifade ediliyor. 3 milyon KOAH (Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı), 4 milyon da astımlı bulunan Türkiye’de, yılda ortalama 50 bin yeni akciğer kanseri tanısı konuluyor.

Sigara Bağımlılığında Psikolojik Faktörler

Sigara bağımlılığı psikolojik ve fiziksel bağımlılık olmak üzere 2 ayrı alt başlıkta incelenmelidir. Aslında sigara içme eylemi bulaşıcı bir psikiatrik hastalıktır, kuşaktan kuşağa görerek-duyarak bulaşır. Doğduğumuz andan itibaren çevremizdeki milyarlarca sigara içicisine ait 10,000’lerce bilinçaltı kayıt ve sigara firmalarının bunları güçlendirmek için kurduğu tuzaklar sayesinde daha çocukken zihnimize bulaşır. Bu aslında kitlesel bir beyin yıkama programıdır. Önce çevremizdeki sigara içen büyüklerimiz, daha sonra çizgi filmler ve son olarak da filmler aracılığıyla sigaranın bir keyif-destek aracı olduğuna inandırılırız. Marlboro-Formula 1 yarışları, Camel Trophy, Parliament Sinema Kulübü gibi sosyo-kültürel projelerle inançlarımız ve beklentilerimiz iyice güçlendirilir. Tüm sahneler ve gizli reklam çalışmaları sigarayı hayatın her aşamasında olması gereken normal bir şey gibi algılamamız için ayarlanmış ve hepsine bugüne kadar trilyonlarca $ para harcanmıştır.

Beyin yıkama gerçek olmayan bir şeye gerçek gibi inandırılmak demektir. İnançların beyinden salgılanan nörotransmitterleri direk etkilediği plasebo çalışmalarında gösterilmiştir. MR spektroskopi çalışmalarında plasebonun aktif maddeyle aynı oranda nörotransmitter salınımına ve beyinde aynı anatomik bölgelerde sinyal alınmasına yol açtığı kanıtlanmıştır. Sonuç olarak, sigaranın psikolojik bağımlılığı beyin yıkamalar tarafından oluşturulur.

Günlük hayatımızda sigara bağımlılığının büyük oranda psikolojik olduğunu gösteren en çarpıcı kanıtlar hamilelik, oruç ve uzun yolculuklardır. Birçok tiryaki hiçbir fiziksel sıkıntı yaşamadan 10-12 saat süren okyanusaşırı uçak yolculukları yapabilir, çünkü uçak inene kadar içmemeye şartlanmıştır. Uçaktan iner inmez sigarasını yakmak ister ve eğer yasak v.s bir engelle karşılaşırsa canı sıkılır, ve nikotin çekilme belirtisi zannettiği sinirlilik, gerginlik, çarpıntı, terleme, el titremesi, kafasını toplayamama gibi 12 saattir yaşamadığı tüm belirtileri ilginç bir şekilde saniyeler içinde yaşamaya başlar. Halbuki asıl sorun içmemeye şartlanma süresinin sona ermiş olmasıdır. Yani fiziksel bağımlılıktan kaynaklandığı sanılan çekilme belirtileri gerçekten hissedilir, ancak tetiği çeken yine psikolojik bağımlılıktır. İçme beklentisi ve şartlanmayla ilgili çok fazla sayıda bilimsel araştırma ve kanıt vardır.

Sigara içenler özgürce sigara içebildikleri, çekilme belirtisi olma ihtimalinin açıkça imkansız olduğu durumlarda bile, çok yüksek seviyede sigara içme arzusu duyabilirler. 4-5 saat zorlanarak abstinans sağlananlar ile sabah uykudan uyananların sigara içme arzularının karşılaştırıldığı bir çalışmada, 1. gruptakilerin çok daha yüksek olduğu bulunmuş. “Sigara içme arzusu esasen alışılmış davranışa olan arzuyu yansıtır” sonucuna varılmıştır. El alışkanlığı, sigara ile ilişkili nesneler, sigarayı hatırlatan durumlar gibi sigara içmeyi tetikleyen faktörler çok güçlü sigara içme arzusuna neden olur. Sigara içmeyi tetikleyen faktörler daha çok sigara içme beklentisini hatırlatır, içme arzusunu arttıran beklentidir.

Dols ve ark’ın 2000 ve 2002 yıllarında yaptıkları 2 çalışmada da sigara içilebilen ve içilemeyen ortamlarda sigara içen gönüllülere sigarayı hatırlatıcı uyaranlar verilmiş. Ve içilemeyen ortamlarda uyaranların yarattığı sigara içme arzusunun çok daha düşük olduğu gözlenmiş. Sonuç: Sigara içmeyi tetikleyen faktörler esas olarak öncelikle sigara içme beklentisini başlatır. İçme arzusunu arttıran beklentidir. Benzer sonuçlar daha sonra 2005 ‘te Thewissen ve ark. tarafından da yayınlanmıştır.

Sigara içme arzusunu yaratan psikolojik faktörlerin incelenmesinde dindar Museviler araştırmacılar için adeta doğal bir laboratuvar ortamı sağlar. Çünkü dindar Museviler cumartesi günleri ateş yakmazlar, sigara içmezler. Bu bulguların ışığında Schacter ve ark. İle Warburton sigara sorununu sadece nikotine eşdeğer görmenin imkansız olduğu sonucuna varmışlar.

Bir guruba nikotin, diğerine plasebo verilerek yapılan bir NRT( Nikotin replasman tedavisi) çalışmasının devamında tahmin gurupları oluşturulmuş; verilen üründen bağımsız olarak, kendisine nikotin verildiğine inananların sigara tüketimindeki azalma, plasebo verildiğine inananlara göre belirgin olarak daha iyi bulunmuştur. Dindar musevi gönüllülerin Şabat günündeki sigara arzularının karşılaştırıldığı bir çalışmada, Şabat günü süresince sigara içme arzusu, iş günü zorlu abstinansı süresince, hatta serbest içtikleri gündekinden bile anlamlı derecede düşük bulunmuş ve son saatlerde beklentinin yaklaşmasıyla düzeyler hızla artmıştır. Uçak çalışanları ile yapılan bir araştırmada kısa ve uzun uçuşlarda sigara içme arzusunun, uçağın inişi yaklaştıkça tepe noktaya ulaştığı görülmüştür. İlk kısa uçuşun sonu ile uzun uçuşun sonu arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Paralel zamanlamada ilk kısa uçuşun sonundaki içme arzusu, uzun uçuşun orta zamanından belirgin olarak daha yüksektir. Dr. Dar’ın bu 2 çalışmasındaki bulgular sigara içme beklentisinin arzuyu arttırdığı teorisini kanıtlamaktadır.

Maddenin yapacağı zannedilen asılsız beklenti ve inançlar ise, içme beklentisinden farklı bir kavramdır. Beklenti ve inanç teorilerini destekleyen en geniş derleme 1999 yılında Brandon ve arkadaşları tarafından yayınlanmıştır. 1950’li yıllardan 1999’a kadar bu konuda yapılan tüm çalışmalara yer verilmiştir.Bu beklentiler sigaranın sağlayacağı keyif, rahatlama, konsantrasyon artışı gibi sahte faydaları ve bırakınca yaşanacak belirtileri ortaya çıkarır; bırakma isteği ve bırakabilme beklentisi başarı oranını olumlu yönde etkiler.

Sigara Bağımlılığında Fiziksel Faktörler

Fiziksel bağımlılıktan sorumlu olan nikotin, renksiz- kokusuz ve oldukça zehirli bir maddedir. Böcek ilacı yapımında bile kullanılmaktadır. Yarılanma ömrü 60 dakika gibi kısadır. Sigara içiminde dolaylı ve çok yavaş olarak kana geçmektedir; metabolizma hızı ile alım hızı dengelidir, dolayısıyla vücutta birikim yapmaz ve güçlü bir uyuşturucu madde olduğu için bir süre sonra tolerans gelişir. Bu yüzden de çok toksik olmasına ve sigara tiryakileri tarafından sürekli alınmasına rağmen hızlı bir ölüme yol açmaz. Ancak sigara ile birlikte nikotin replasman tedavilerinin kullanılması aşırı doza bağlı komplikasyonlara ve ölüme yol açabilir.

Günümüzde tütün endüstrisinin sağlığa gerçekten ve ciddi zararı olmadığı iddiasıyla piyasaya çıkaracağı ürünlerle de aynı sorunların yaşanma olasılığı kuvvetle muhtemeldir.

Bağımlılıkta Fiziksel-psikolojik Faktörlerin Kombine Etkisi

Aslında her tiryaki ilk sigarayı denemeden çok önce psikolojik olarak bağımlı hale gelmiştir, yani zihnen sigaraya başlamıştır.Birkaç sigara içildikten sonra hızla nikotine bağımlı olunur. Fiziksel bağımlılık tam olarak yerleştikten sonra kişi her sigarayı yakışta göreceli bir iyilik hali yaşar, beyin yıkamaların zihinde yarattığı yanlış kodlar dolayısıyla yaşadığı bu yükselmenin göreceli bir iyilik hali, bir yanılsama olduğunu fark edemez ve gerçek bir keyif-destek olduğunu zanneder. Tiryaki bu yanılsamayı hayatındaki keyif-stres-sıkıntı gibi çeşitli anlarla şartlı refleks haline getirdikçe, günde 20-30 kez yaşadıkça psikolojik bağımlılığı her geçen gün biraz daha güçlenir, sigaraya verdiği değer artar. Sigarasız yaşayamayacağını zannetmesinin, bırakınca mutsuz olmasının tek sebebi, bu geçici göreceli iyilik halini gerçek sanması ve bundan mahrum kalmanın yarattığı yalancı fedakarlık hissidir. Viyana Üniversitesi Halk Sağlığı departmanından Prof. Neuberger Allen Carr Sigara bırakma metoduyla ilgili yaptığı 1 yıllık izlem çalışmasında, sigara içenlerin girdiği bu kısır döngüden de bahsetmiştir.

Sigarayı Nasıl Bırakabilirim?

Ülkemizde yapılan bir araştırmmaya göre erkeklerin %58’inin kadınların %14’ünün ve toplam nüfusun %34’ünün sigara içtiği saptanmıştır. Anne ve babası sigara içen çocukların sigara içme ihtimali anne ve babası sigara içmeyenlere göre üç kat daha fazladır. Ayrıca anne ve babası sigara içen çocuklarda akçğer hastalıkları daha sık görülmektedir. Sigarayı bırakmak kolay olmamakla birlikte eğer isterseniz bunu başarabilirsiniz. Belki pek çok kişi gibi siz de sigarayı bırakmayı defalarca denediniz. Peki sigarayı bırakmak neden bu kadar zordu? Cevap sigara bağımlılığına neden olan kimyasal madde nikotindedir. Sigara kullanan kişilerin kendileri istemeseler bile içtikleri sigara sayısı bir süre sonra artış gösterir. Bu duruma tolerans gelişmesi denir. Tolerans aynı etkiyi elde etmek için daha fazla miktar sigara içilmesi anlamına gelir. Sigarayı bırakmaya çalışan kişilerde adına yoksunluk belirtileri dennilen bir takım belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle son sigaranın içilmesini takip eden ilk birkaç saatte başlar ve nikotinin büyük oranda vücuttan atıldığı 2. ile 3. gün içerisinde en yüksek düzeye ulaşır. Genellikle 1 ile 2 hafta içerisinde kaybolur.

Sigarayı Neden Bırakmalıyım?

Bunun öncelikli nedeni bağımlı bir insan olmanız olmalıdır. Daha fazlasını istiyorsanız şunlar sayılabilir:

* Etrafınızdaki insanlara pasif içicilik yoluyla verdiğiniz zarar
* Sigara içmeyenlere göre yaşadığınız ortalama %30’luk koku duyusu kaybı
* Sigara içmeyenlere göre yaşadığınız ortalama %10’luk damak tadı kaybı
* Parmak ve tırnaklarınızda oluşan sarılıklar
* Nefesinizin kötü kokması
* Dişlerdeki sararma
* Elbise ve saçlarınıza sinen kötü kokular
* Ekonomik maliyet
Ayrıca sigara içen kişilerin yarıya yakını sigaraya bağlı bir hastalık nedeni ile hayatını kaybedecektir.

Sigara bırakmak için aile hekiminizden, Alo 171’den, bir çok hastanede bulunan sigara bıraktırma polikliniklerinden, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezlerinden (AMATEM) ve çeşitlik dernek-kuruluşlardan yardım alabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here