Hayal bile edemeyeceğiniz bir olgu: Hiçlik

0
1204

Hiç veya yok kelime anlamı itibariyle bir varlığın var olmama durumunu ifade eden zamirdir. Yani olmayanı ifade eder. Felsefi veya günlük kullanım olarak, varlıktaki bir eksikliği anlatır. Örneğin “bardağımda hiç su yok” gibi bir ifade bardaktaki bir eksikliği anlatmaktadır. Bu mutlak anlamdaki hiçlik / yokluk kavramından farklıdır. Mutlak anlamdaki hiçlik, suyun aslında hiç olmadığını, su diye bir varlığın yok olduğunu ifade etmektedir. İşte şimdi irdeleyeceğimiz olgu, “mutlak hiçlik” nedir?

19. yüzyıl başlarına kadar evren hep var olmuş ve sonsuza kadar var olacak sonsuz büyüklükte bir yapı olarak tasvir edilirdi. Günümüzde ise evrenin 37 milyon yıllık bir hata payı ile birlikte yaklaşık 13.798 milyar yaşında ve 156 milyar ışık yılı çapında olduğu biliniyor. Burada aklımıza üç soru geliyor: Bir, eğer mutlak hız sınırı ışık hızı ise nasıl oluyor da evrenin çapı yaşından bu kadar büyük olabiliyor? Yani evren ışık hızından daha büyük bir hız ile mi genişliyor? İki, evren 13.798 milyar yaşında ise 13.799 milyar yıl önce ne vardı? Üç, evrenin çapı 156 milyar ışık yılı büyüklüğünde ise 157 milyar ışık yılı ötede ne var? Evrenin genişleme hızı ile ilgili konuyu bir başka yazıya bırakırken diğer iki sorunun cevabına gelirsek; cevap belki hiçlik olabilir.

Eğer evrenin var olmadan önceki durumunu hiçlik ile ifade ediyorsak, nedir bu hiçlik? Gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin olmadığını hatta ışığın bile olmadığını hayal edin. Peki hiç bir şeyin olmadığı hayal etmeyi denediniz mi hiç? Deneseniz bile bunu yapamazsınız. Hayal edebileceğiniz en son nokta boşluktur. Gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin, ışığın bile olmadığı simsiyah bir boşluk yani vakum ortamı. Ancak boşluk ve hiçlik aynı şey değildir. Boşlukta aslında bir varlığı temsil eder. Ortada var olan bir vakum ortamı mevcuttur. Ancak insanın yapısı dolayısıyla da tam olarak mutlak hiçliği hayal etmesi de mümkün değildir.

Diğer yandan bazı fizikçiler bigbangden öncesinin sorgulanmasının saçma olduğunu söylemektedir. Çünkü zaman kavramı da evrenin var oluşuyla birlikte başladığı için ondan öncesi diye bir durumda söz konusu olmaz aslında. Yani evrenden öncesi diye bir zaman dilimi yoktur. Ancak hiçlik zamanın bile olmadığı bir durumu ifade etmiyor mudur? Bu açıdan bakacak olursak zamanın bile var olmadığı bir durum yine hayallerimizin ötesinde kalıyor.

Peki günümüze dönecek olursak, evrenin ötesinde ne var? Eğer evren sınırları olan bir yapıysa o sınırın ötesinde ne var? Burada iki düşünce hakim hiper-uzay ve hiçlik. Yani bir görüş hiperuzay denilen çok boyutlu bir “üst uzayın” içinde bizim evrenimizle birlikte bir çok evrenin (bir anlamda paralel evrenlerin) birlikte bulunduğu bir yapı tasvir ederken diğer görüş hiçliğin içinde genişleyen bizim evrenimizden söz eder.

Her iki durumda da hayal gücümüzün sınırlarını aşan bildiğimiz kavramların yok olduğu yada bildiğimiz fizik kurallarının altüst olduğu durumlarla karşılaşmaktayız. Varlığımızı, varlığın durumunu veya varlığın neden var olduğunun cevaplarını içeren bu durumları anlamak, araştırmak yada hakkında bilgi sahibi olmak için bilimin kat etmesi gereken daha çok yol var gibi görünüyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here